16 Aralık 2011 Cuma

BİR KÖPEĞİN HATIRA DEFTERİ (Hassas ruhlu olanlar okumaktan kaçınmalı)

1.Hafta

Bugün doğalı bir hafta oldu. Bu dünyaya gelmek ne büyük mutluluk!

1. AY

Annem benimle çok ilgileniyor. O örnek bir anne.

2.AY

Bu gün annemden ayrıldım. Çok endişeliydi. Yeni “insan ailemin” de bana kendisi kadar iyi bakacağını umarak bakışları ile veda etti.

4.AY

Hızlı büyüdüm, her şey beni çekiyor her şeyle ilgileniyorum. Evde pek çok çocuk var, onlar benim “küçük kardeşlerim” gibi. Çok yaramazız, onlar kuyruğumu çekiyorlar ben de oyun diye onları dişliyorum.

5.AY

Bu gün benimle kavga ettiler. Sahibim evin içine çişimi yaptığım için homurdandı ama bana hiç nereye yapacağımı göstermediler. Ayrıca  evin ardiyesinde yaşıyorum ve şikayet de etmiyorum!

12.AY:

Bu gün bir yaşımda oldum. Ergin bir köpeğim. Sahiplerim beklediklerinden daha da büyük olduğumu söylüyor. Benimle gurur duyuyor olmalılar!

13 AY:

Bu gün kendimi çok kötü hissetim. “Küçük kardeşim” topumu aldı. Ben hiç onun oyuncaklarını almam. Onu ısırdım. Çenem çok güçlü, istemeden onu yaraladım. Korku geçtikten sonra, çok kızdılar ve beni zincirlediler, artık hemen hemen hiç güneşi göremiyorum. Beni gözlemleyeceklermiş, nankörmüşüm. Bu olanlardan hiçbir şey anlamıyorum

15.AY:

Hiçbir şey eskisi gibi değil… Balkonda yaşıyorum. Kendimi çok yalnız hissediyorum, ailem artık beni sevmiyor. Bazen aç ve susuz olduğumu bile unutuyorlar. Yağmur yağdığında altına sığınacak bir dam bile yok


16.AY

Bu gün beni balkondan indirdiler. Ailemin beni affettiğinden emindim, neşemden üstlerine atladım. Kuyruğum her yöne sallanıyordu. Bir de üstüne onlarla beraber beni gezmeye götürdüler. Yola çıktık ve ansızın arabayı durdurdular. Kapıyı açtılar ve ben de olanca mutluluğumla kırlarda birlikte bir gün geçireceğimizi sanarak indim.  Neden kapıyı kapatıp gittiklerini anlamadım. “Dinleyin, bekleyin!” Siz…siz beni unuttunuz. Bütün gücümle arabanın ardından koştum. Endişem arttıkça içimin geçeceğini anladım ve artık durmayacaklarını. Beni unutmuşlardı !



17. AY

Eve dönmek için boşuna uğraştım. Kaybolduğumu hissediyorum. Yol üstünde iyi yürekli insanlar ban üzüntüyle bakıp birkaç lokma veriyorlar. Onlara yüreğimin derinliklerinden ve bakışlarımla teşekkür ediyorum. Beni evlat edinmelerini, onlara herkeslerden çok sadık olmayı isterdim. Ama onlar “zavallı küçük köpek” yolunu kaybetmiş diyorlar.

18.AY

Önceki gün bir okulun önünden geçtim ve “küçük kardeşlerim” gibi pek çok çocuk ve genç gördüm. Bir guruba yaklaştım, gülüşerek “kim daha iyi nişan alacak” diye beni taş yağmuruna tuttular. Taşlardan biri gözümü yaraladı ve bu gözümle artık görmüyorum.

19.AY

İnanmayacaksınız ama ben daha güzelken insanlar daha fazla acıyorlardı. Şimdi çok zayıfım, görünüşüm değişti. Gözümü kaybettim ve insanlar küçücük bir gölgeliğe sığındığımda bile süpürgelerle kovalıyorlar.

20.AY

Hemen hemen kıpırdayamıyorum. Bugün trafik de olan bir sokağı geçmeye çalışırken yuvarlandım. Çukur denen bir yerde olduğumu sanıyordum.  Ama beni ezmek için hamle yapan şoförün memnuniyet bakışını asla unutmayacağım. Hiç değilse beni öldürmüş olacaktı! Ama kalçamı kırdı. Acı korkunç, arka ayaklarım hareket etmiyor, güç bela kendimi yolun kenarındaki azıcık otlara sürükledim.

21.AY

10 gündür aç, susuz güneşin, yağmurun altındayım. Hareket edemiyorum. Acı katlanılmaz. Kendimi çok kötü hissediyorum, çok rutubetli bir yede yatıyorum, sanki tüylerim dökülüyor. İnsanlar geçiyor, beni görmüyorlar bile, diğerleri  “yaklaşma” diye ikaz ediyorlar. Hemen hemen bilinçsizim, fakat garip bir güç gözlerimi açtı… Sesinin yumuşaklığı tepki vermemi sağladı. “Zavallı köpek, seni ne hallerde bırakmışlar “  diyordu. Yanındaki beyaz gömlekli adam bana dokundu ve  “üzgünüm hanımefendi, ama bu köpek tedavi edilemez, acılarından kurtarmak daha iyi olur”. Nazik bayan ağlamaya başladı ve kabul etti.


Yapabildiğim için kuyruğumu sallayarak baktım ve nihayet dinlenmeme yardım edecekleri için teşekkür ettim.

Sadece şırınganın iğnesinin hafif ısırığını hissettim ve kendi kendime,  hiç kimse beni istemeyecek ise neden doğduğumu sorarak sonsuz uykuya daldım.


İşte yarın, öbür gün, bir ay, bir yıl sonra da tekrarlanacak bir gerçek.

 Bu çok katı, acımasız günlüğü kopyalayıp yapıştıracak ve yayımlayacak herkese teşekkür ediyorum.

Çözüm bir köpeği sokağa atmak değil, onu eğitmektir.
 Sadık bir dostu bir probleme dönüştürmeyin. 
Etrafınızdaki insanları bilinçlendirin ve köpeklerin sokağa terk edilmelerine engel olun.


1 yorum:

  1. Off off. Çok bildik hikaye ama her biri için çok üzülüyorum. İnsanlar bir köpekten ne bekliyorlar. Köpeği köpek olarak sevip, neden onun anlamaya çalışmıyorlar.
    Bilinçlendirme adına bir blog sayfamız var:
    http://kopeklerveinsanlari.com
    Dileğimiz her gün daha çok köpek sahibine ulaşmak.
    Bir köpeği seven insan gerçek insandır.

    YanıtlaSil