21 Mart 2010 Pazar

Gezgin Korsan Bank Dory- Model
























Fethiye' de Ahmet Arıcan yaptığımız GeKo Bank Dory'sinin 1/10 modelini tamamladı.
Model bizim kurum ve kuruluşlarda yapacağımız sunumlarda görsel olarak kullanılacak.

CATBIRD 16 devam

Kartkuş 16'nın toplam 9 adet kontralarını aldık. Salı 23 Mayıs günü CNC'de kestirmeye götüreceğim.
Epoxy'si ve masifleri de satın alındı.
Önümüzdeki hafta bismillah deyip tekneyi yapmaya başlıyoruz.

7 Mart 2010 Pazar

Güzel şeyler oluyor

GeKo'lar kendi Bank Dory'lerini yapıyor

Takip etmek için:
http://picasaweb.google.com/omerkircal/GEKOBANKDORY

Bir de filmimiz var
hhtp://vimeo.com/9957068

Gezgin Korsan Bank Dory'si'nin malzeme maliyeti sadece 1.000TL'dir.

6 Mart 2010 Cumartesi

2 Kolay tasarımdan sonra bir üçüncüsü......

Chesapeake Marine Design grubunun planlarından biri 16 Ft Catbird. Aslı bir sharpie tasarımı. Ama çağdaş gereksinimlere uyarlanmış. Boyu 5 metreden birkaç santimcik kısa. Böylelikle kayıta kuyuta ihtiyacı yok. Hafif. Oynar salma ve dümen palalı. Hoop sahile alınabilir. Gereksinimi sadece 4HP dıştan takma bir motor. İster şeytan kamaralı isterseniz açık güverte....

Planlarını bir arkadaşımız satın aldı. Planlarla birlikte CAD çizimlerde geldi. Biz de oturup bu çizimleri Türkiye standardı 2200mmx 1750mm marin kontralara yerleştirdik. Maliyet hesaplarımızı çıkarttık.

Yelken ve motor hariç bedeli 8.000TL.
Nasip olursa ilk fırsatta yapımına başlıyoruz.



1 Şubat 2010 Pazartesi

2 Kolay zevkli tekne



Kolay üreyen (Bu lafı seviyorum! Çabuk ortaya çıkan), ucuz maliyetli, hafta sonu kısa seyirlere uygun, ciddi denizci, bolca yelkenleri ile trim alternatifleri bol, balıkçılığa uygun 2 tekne modelini buraya koyuyorum.

Birincisi John Welshford'un "SMACK"ı
İkincisi Ted Robert'ın "Captain Flint"i

Her ikisinde de sığınılacak birer kamara var.


Neler Okuyorum?

Forumdan bazı arkadaşlar ucuz maliyetli, denizci, günübirlik veya uzatılmış hafta sonları için basit inşa yöntemleri ile yapılabilecek, marina, barınak gibi para tuzaklarına av olmayacakları, belki kendilerinin inşaa edebilecekleri tekneler soruyorlar.

Son 1o gündür fena halde Amerikan Küçük teknelerine takmış durumdayım.
Bir taraftan Reuel B.Parker'ın "THE SHARPIE BOOK"u diğer taraftan paralel olarak Howard Chapelle'in "American Small Sailing Craft"ı, öte yandan Stan Grayson'un "Cape Cod Catboat"'u...
Bateau'lar, Dory'ler, Werry'ler, Sharpie'ler, Skipjack'ler, Şalopalar arasında zevkli bir yolculuk yapıyorum. Tabii çoğu kez geri dönüşler yapıp John Gardner'ın The Dory Book ve Building Classical Small Craft kitaplarına yeniden göz atmak durumunda da kalıyorum.

Tamamı zaman içinde yörelerin coğrafi, meteorolojik koşullarına ve balıkçılık ihtiyaçları ile taşımacılık gereksinimlerine göre tasarlanmış, geliştirilmiş birbirinden özel tekneler.

Hep vurguladığım gibi gezi ve yarış tekneleri iş teknelerinden türetilmiş, evrime uğramışlar.



23 Kasım 2009 Pazartesi

HUZUR..........

Doğanın görüntüsünü tümüyle değiştiren sadece kar ve sistir.Üç beş bekar toplaştık Deluxe ile yola revan olduk. Hava frişka bile değil. Ama motor rahatsız ediyor. Önce ana yelken sonra genoayı basıp tekneyi de “Aliksan”a emanet edince kah sağnakçıklarla hızlı kesbederek, kah hemen hemen hiç yol almadan Kınalı’ya doğru telaşsız, sakin yol aldık. Rüzgar iyice soluğunu kesince de yelkenleri mayna edip neredeyse rölantide yolumuza devam ettik. Bir taraftan Özgür kıçtan kaşık çekerek şansını denerken bir tarftan da Turhan Ağabey ile ufak tefek işleri hallediyoruz. Rıdvan mutfakta becerilerini sergilemek için borda lumbozundan nefis kokular neşrediyor. Arkamızdan da Aydın tek başına “Kayacan” teknesi ile geliyor. Deniz palpa liman, sis uzaklarda İstanbul’u gözlerden gizliyor. Kınalı sokakları, yokuşları bomboş. Sahil yolunda tek başına bir adam yavaş yavaş çarşıya yürüyor. İki genç deniz dudağında , çakıllar üzerinde sohbet ediyor, bir tek köpek havlıyarak koşuşturuyor. Etrafı, adayı izliyorum. Sis sesleri yutuyor. İçimden yükselen ve dile gelen “Huzur”Kınalı – Burgaz kanalını genişçe bir harmanlayıp Kınalıada camiinin az açığında onbeş metre derinliğe kırk metre zincirle demiri funda ediyoruz. Az sonra da Kayacan ölü dalgalarda gurcatalar bir birlerine zarar vermesin diye baş kıç tersten üzerimize aborda oluyor. Aydın da Deluxe’ün havuzluğuna geliyor. Havadan, sudan, güncel konulardan hoş beş ediyoruz. Havuzda masamızı kuruyoruz. Rıdvan mükellef koca bir tava sucuklu, sivri biberli, domatesli linguini makarnayı tabaklara servis ediyor. Yine huzur içinde yemeğimizi yiyip rakılarımızı yudumluyoruz. Kahkahalar, anılar birbirini kovalıyor.Burgazdan gelen vapur ardında, atılan simitlerin peşinde pike yapan, dalıp çıkan, telaşlı, şamatacı martı bulutu ile iskeleye yanaşıyor.Birkaç yolcu iniyor, bir o kadarı biniyor.Burgaz tepelerini gizleyen sis artık Kınalı doruğunu da kapladı. Yavaş yavaş denize doğru inmeye başladı.Acelesiz, telaşsız Kayacan Rıdvan’ı da alıp ayrılıyor. Deluxe’de demirini toplayıp yola koyuluyor. Rutubet var. Sis iyice kesifleşmeye başladı. Anadolu sahilleri, Rumeli sahilleri görünmüyor. Tutturduğumuz rotada yol alıyoruz. Zaman geçince sisler arasından Fenerbahçe çakarı flu bir siluet halinde ortaya çıkıyor. Peşinden Öreke beliriyor. Dere ağzında üç tekne daha sisin içinde gürültüsüz patırdısız sığınaklarına yol alıyor. Sessizce limana girip bağlandık.